Endoskopi Nedir ve Başlıca Endoskopik İşlemler

Endoskopi denilince akla mide ve kalın bağırsak endoskopisi gelir.

Mide endoskopisi, yani gastroskopi, hastaların tamamen uyutularak yapıldığı bir işlemdir. Dolma kalem kalınlığında olan bir kamera, hasta uyuduktan sonra ağızdan girilerek mideye kadar ulaşılır.

Mide Endoskopisi Neden Yapılır?

Herhangi bir yakınması olmayan birinde mide endoskopisinin yapılması gerekli değildir. Ancak erken yaş grubunda midede ekşime, yanma, hazımsızlık, ağıza acı su gelmesi nedeni ile mide endoskopisinin yapılması, tanısal doğruluğu arttırır.

Diğer taraftan, ileri yaş grubunda, özellikle daha öncende varolmayan mide ağrısı, hazımsızlık, kanama veya siyah renkli dışkılama varlığında gastroskopi mutlaka yapılmalıdır. Buradaki amaç, mide kanserinin de bu yakınmalara neden olabilmesidir.

Kolonoskopi Neden Yapılır?

Kolonoskopi, kalınbağırsağın iyi veya kötü huylu hastalıklarının tanısında ve tedavi sürecinin takibinde yapılır. Buradaki amaç, ister iyi huylu olsun, ister kötü huylu olsun, kalınbağırsağa ait olan tüm hastalıkların erken tanısının konulabilmesi ve tedavinin değerlendirilmesidir.

Hasta uyur haldeyken yapılan kolonoskopi yaklaşık 15-20 dakika kadar sürmekte ve hasta hiç bir ağrı hissetmemektedir.

Endoskopik Tüp Mide Ameliyatı

Gelişen teknoloji ile birlikte, zayıflama amaçlı yapılan tüp mide ameliyatları artık, ağızdan girilerek midenin içine dikiş atılması sureti ile yapılmaktadır. Diğer ameliyat yöntemlerine göre üstünlüğü, hastanın karnının açılmadan, ağızdan girilerek ameliyat edilmesidir. Tek dezavantajı ise, tüm zayıflama ameliyatlarından daha pahalı oluşudur.

Endoskopik Meme Cerrahisi

Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kötü huylu hastalıklardan biridir. Sene 2016 itibarı ile, artan farkındalık ve mamografi gibi tarama programları sayesinde meme kanserinin sıklığı azalmasa da, daha erken dönemde hatta milimetrik ölçülerdeyken tespit edilmektedir. Meme kanserinin tedavisi temelde cerrahidir. Ancak meme kanserinin tedavisinde yüz yılı aşkın bir süreden beri uygulanan, “memenin tamamının alındığı” ameliyat artık daha az sıklıkta yapılmakta, onun yerine memenin bir kısmının alındığı ameliyatlar da yapılabilmektedir.

Erken evrede belirlenen meme kanserlerinde, memenin tamamı yerine bir kısmı ameliyat edilir. “Meme koruyucu cerrahi” başlığı altında yapılan bu ameliyatta memenin bir kısmı alınsa da, geride kalan kısımda asimetri ve büyük bir ameliyat izi kalır. Zaman zaman hastanın ruhsal durumunu da etkileyebilen bu tablodan kaynaklanan kaygı, meme kanserinden kaynaklanan kaygının önüne bile geçebilir. Ayrıca her iki meme arasında oluşan boyut farkı, özellikle B ve C ölçüde südyen giyen hastalarda belirgindir ve kadın cinsel yaşamını olumsuz yönde etkileyebilir. Meme kanseri sonrasında oluşan asimetri ve şekil bozukluğu, meme konturlarında kayma, tedavi sonrasında hastaları ek olarak, estetik cerrahi ameliyatlarına yönlendirmektedir.

Memenin Konturunun Korunduğu, Meme Başının Yerinde Kaldığı Bir Ameliyat var mı?

Var tabii ki, her hasta için olmasa da!…

Videoendoskopik meme cerrahisi, yeni bir tekniktir ve bu yöntem sayesinde uzun ve geniş ameliyat izleri artık hastaların kaygısı olmaktan çıkmıştır.

Endoskopik meme cerrahisi, memeden uzakta, koltuk altından açılan anahtar deliği büyüklüğündeki birkaç kesiden video-endoskop ile yapılır. Bu ameliyat neticesinde, memenin üzerinde hiç bir ameliyat izi kalmaz.

Videoendoskopik meme ameliyatları, cerrah açısından da, hasta açısından da daha avantajlıdır. Cerrah açısından daha avantajlıdır çünkü ameliyat edilen dokulardaki sinir ve damar yapıları daha net görülür, böylelikle bu yapılara verilebilecek olası zararların önüne geçilmiş olur. Meme dokusuna dokunulmadan yapılan endoskopik ameliyatta, radyofrekans dalgaları ile çalışan bir alet kullanılır ve böylelikle cerrahi sırasında kanama riski en aza indirilir. Hasta açısından avantajlıdır çünkü, memede iz kalmamakta, daha iyi kozmetik sonuçlar elde edilmekte ve sıklıkla hasta erken dönemde hastaneden ayrılıp, yaşama kaldığı yerden devam edebilmektedir. Süre olarak yaklaşık 2 saat kadar süren bu ameliyat sonrasında hastanın hissedebileceği ağrı da, belirgin şekilde daha az olacaktır.

Endoskopik yöntemle yapılan meme ameliyatları geniş bir yelpazedir ve memeden doku alınmasından başlayarak memenin tamamının alınıp aynı seansta memeye protez yerleştirilmesine kadar uzar.

Günümüzde, meme cerrahisi ile uğraşan hekimlerin büyük bir kısmı endoskopik yöntemi uygulamaktadır. Memenin iyi huylu hastalıklarından kansere kadar, tüm meme ameliyatlarında video-endoskop ile yapılan ameliyatların en zayıf yönü, herkes için uygun olmamasıdır. Ancak seçilmiş hastalarda, memenin sorunu ne olursa olsun, hastanın ameliyata memesi ile girip, meme bütünlüğünü bozmadan ameliyat edilmesi bir moda olmaktan çok, azami ölçüde hasta beklentilerinin karşılandığı cerrahi bir zorunluluk olma yolundadır.

İzsiz Meme Cerrahisi Mümkün mü?

Evet!…

Gelişen görüntüleme teknolojisi ile , memenin içindeki hastalıklı dokuya koltuk altından ulaşmak artık çok kolay.

1995 yılında Japonya’da ilk uygulamaya başlanan ve günümüze kadar geliştirilen endoskopik meme cerrahisi sayesinde, koltuk altına açılan 1 cm lik kesilerle meme biyopsisi ve hatta cerrahisi yapmak mümkün.

Aslında bir çok kadının korkulu rüyası olan meme kanseri, teşhis edilinceye kadar geçen süreçte madden ve manen yıpratıcı olabiliyor.

Her 8 kadından birinin meme kanseri olabileceği bir gerçek.

Biz cerrahlar kendimizi, ancak hastayı erken evrede iken yakalarsak başarılı addediyoruz.

Klasik olarak meme muayenesi, ultrasonografik inceleme ve gerekirse mammografi ile kadın meme sağlığı değerlendirilmekte.

Tüm bu tetkikler neticesinde, eğer memede şüpheli bir lezyondan tespit edilirse, doku örneği almak gerekebiliyor, ki bunun adı biyopsi.

Meme biyopsisi, bazen iğne ile, bazen biyopsi tabancası ile, bazende açık yöntem ile yapılmakta.

Hastaya ve lezyona göre farklılıklar gösteren biyopsi uygulamasında duyulan ilk kaygı ; “acaba kansermiyim?”. Akabinde hastanın kendisine ve cerrahına sorduğu ilk soru memem alınacak mı? Meme cerrahisi sonrası iz kalacak mı? ……ve daha niceleri.

Endoskopik meme biyopsisi, meme dokusunun bütünlüğünü bozmadan koltuk altından bir kamera ile girilerek yapılan bir cerrahi işlemdir ve yaklaşık 20 dakika kadar sürede, şüpheli meme dokusu koltuk altından çıkarılmaktadır.

Sıklıkla aynı gün taburcu olan hastaların kozmetik sonuçları yüz güldürücüdür.

Endoskopik PEG Takılması

Perkütan endoskopik gastrostomi tüpü yerleştirilmesi ya da kısaca PEG tüpü, mideye beslenme amacı ile takılır.

Her ne sebeple olursa olsun, yutamayan, beslenemeyen hastalarda tercih edilen bir yöntemdir.

Hayatının son dönemini yaşayan, yatağa bağımlı hastalarda, ileri evre kanser hastalarında uygulanır ve yaşamın idame edilmesi için gereken gıda alımını sağlar.

Yaklaşık 30 yılı aşkın bir süreden beri uygulanan PEG takılması işlemi, özellikle felç geçiren, yatağa bağımlı beslenme sorunu olan, son dönem bunama hastalığı olanlarda (Alzheimer ve Parkinson gibi…), ve ileri evre baş ve boyun tümörü, akciğer kanseri olan hastalarda sıklıkla kullanılmaktadır

Yutma fonksiyonu bozuk olan hastalarda, hasta tamamen uyuyorken, endoskopik yöntemle yaklaşık 10 dakika takılabilmektedir. Takıldıktan hemen sonra, kullanıma hazır olan PEG tüpü ile hazır beslenme solüsyonları ve sıvı gıdalar hastalara verilebilmektedir. Böylelikle vücudun ihtiyaç duyduğu su, tuz, şeker, protein ve diğer elementler kolaylıkla hastalara verilebilmektedir.

Endoskopik Hemoroid Ameliyatı

Bilinen en eski hastalıklardan biri olan hemoroid rahatsızlığı, gerek şikayet anında gerekse tedavi sonrasında ağrılı bir tabloya sahiptir.

Makat bölgesinde kanama, dışarı çıkan meme benzeri yapılar ve ağrı oturmayı, çalışmayı, hareket etmeyi zorlaştırır ve hayatı kısıtlar.

Hemoroid tedavisinde, diğer birçok hastalıkta olduğu gibi cerrahi en son aşamada uygulanır. Erken evrede tespit edilen hemoroidler ilaç ve bazı merhemlerle düzelebilir. Bazı hastalarda tekrarlayan ataklar ile seyredebilir. Her seferinde tekrarlayan hemoroidler, bir miktar daha makat dışına çıkar ve en son aşamada makatın dışında bir yapı halini alır.

Hemoroid ameliyatı sonrasında yaklaşık 1 haftalık bir sürede ağrı ve kanama devam edebilir.

Son yıllarda yapılan, makat içinden endoskopik olarak gerçekleştirilen ameliyatlar sonrasında hasta ağrı hissetmemektedir.

Ultrason kılavuzluğunda yapılan (Doppler) dearterializasyon ameliyatı, makatın içinden endoskopik olarak yapılır ve aynı gün hasta ağrısız bir şekilde taburcu edilir. Çünkü, makatın ağrılı olan kısmının üzerinde bulunan alanda yapılan cerrahi işlem ağrıya neden olmaz.

Leave a Comment